Seks Bağımlılığı: Modern Dünyanın Sessiz Çığlığı
Son yıllarda, seks bağımlılığı mağdurlarının sayısı hızla artıyor. Seks bağımlılığı, bireyin kendi iradesiyle terk etmesinin çok zor, hatta olanaksız olduğu; yoksun kaldığında ise gerilim ve bunalım yaratan biyo-psiko-sosyal bir sapma. Bağımlılığa özgü deneyim, birey tarafından “çok özel” bir şey olarak algılanır; bu durum, hiçbir şeyin bağımlı olunanın yerini tutmaması nedeniyle haklı bir temele dayanır.
Bağımlılığın devamlılığı, bireyi gerçeklikten uzaklaştırır ve döngüyü sürekli olarak yeniden başlatır. Her bağımlılık, aslında bireyin benlik yeterliliği üzerinde bir gölge ve gerçeklikten kaçış stratejisidir.
Seks Bağımlılarının Ağları ve Sosyal Kuşatma
Günümüzde, yaşamını mümkün olduğunca fazla sayıda farklı partnerle seks yapmak üzerine kurmuş bireyler ve gruplar toplumun her alanında varlık gösteriyor. İşyerlerinden sosyal medyaya, eğlence mekanlarından sokaklara kadar bu anlayış, cinselliği gizliden gizliye her şeyin önüne koyuyor. Seks bağımlıları, çevrelerindeki bireyleri cinsel birer obje olarak görmekle kalmayıp yakın arkadaşlarının partnerlerini bile hedef alabiliyor.
Bağımlılar arasındaki ilişki ağı, bir sosyal ağa benzetilebilir. Bu kişiler, sosyal medya profillerinde ortak arkadaşlar paylaşır veya aynı mekanlarda bir araya gelir. Ancak bu ağ, nitelikli insan ilişkilerinden çok, tüketim kültürünün bir yansımasıdır. Amaç, kaliteli bir bağ değil, olabildiğince fazla partnerle seks yapmaktır.
Cinsellikte Nicelik ve Niteliğin Çatışması
Seks bağımlıları, partnerleriyle yaşadıklarından aldıkları hazdan çok, bu anları diğer bağımlılara anlatarak tatmin olurlar. Bu anlatılar, bir yandan seks efsaneleştirilirken diğer yandan kadın veya erkek partnerlerin, bağımlı ağının diğer üyeleri için yeni bir hedef haline gelmesine neden olur.
Ekonomik bağımsızlıktan yoksun ve erkek egemen bir kültürde cinselliğini yaşayan kadınların durumu ise daha karmaşık. Erkekler, cinsellikte özgürleşmiş kadınları tehdit olarak görüp onları küçümseyebilirken, aynı zamanda arzularını bu kadınlar üzerinde yoğunlaştırıyor. Bu, "kullan-at" anlayışının cinsiyetler arasındaki ilişkilerdeki en yıkıcı boyutlarından biridir.
Bağımlılık Döngüsünün Yıkıcılığı
Bağımlılığın temelinde, Zygmunt Bauman’ın ifadesiyle, cinselliğin sürekli bir tatminsizlik ve gerçekleşmeme durumuna mahkum olması yatar. Seks bağımlıları, sürekli yeni partner arayışlarıyla, sonunda benliklerinde derin bir boşluk ve tiksinti hissine kapılır. Birçok bağımlı, “zafer” sandıkları deneyimlerden hemen sonra, derin bir tatminsizlikle yüzleşir.
Anthony Giddens, bu durumu şöyle özetler: “Bağımlılık, bireyi mutsuzluk ve hayal kırıklığı döngüsüne sokar. Bu süreç, bireyin kendine ve çevresine olan inancını yitirmesine neden olur.”
Sonuç: Cinsellik ve İnsan İlişkilerinde Niteliğin Yitimi
Tüketim toplumunun dayattığı hızlı ve yüzeysel tatmin arayışı, dayanışma, empati, dostluk gibi insani bağların içini boşaltıyor. Seks bağımlılığı, bireylerin nitelikli sosyalleşme potansiyelini sınırlandırarak kadın-erkek ilişkilerini zedeliyor. Bu bağımlılık döngüsü, sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir tehdittir.
Önerilen Okumalar
- Mahremiyetin Dönüşümü, Anthony Giddens
- Cinselliğin Tarihi, Michel Foucault
- Bedensel Boşalmanın İşlevi, Wilhelm Reich
- Akışkan Aşk, Zygmunt Bauman
- Sevme Sanatı, Erich Fromm

Yorumlar
Yorum Gönder