Peki, ortak atalarımız gerçekten iddia edildiği gibi komşusunun namusuna göz koyan, birbirini katleden vahşiler miydi?
Mirasın Gölgesinde Yaşamak
Eğer bugün her türlü hesabı pagan atalarımızın kurduğu matematikle yapıyor, kitaplarımızı onların keşfettiği alfabeyle yazıyorsak bu sorunun yanıtı kocaman bir "Hayır"dır. Noel’den Sevgililer Günü’ne, Cadılar Bayramı’ndan Hıdırellez’e kadar pek çok ritüelde hâlâ onların tanrılarını yad ediyorsak, onlara "yabanıl" demek kendi temelimizi inkar etmektir. Üstelik bilimsel araştırmalar; şiddet ve savaş nedeniyle ölenlerin toplam nüfusa oranının binlerce yıldır ciddi bir değişim göstermediğini kanıtlıyor. Yani kimse, eski çağlara oranla daha barışçıl bir dünyada yaşadığımızı iddia edecek durumda değil.
Dakka’dan Kadim Mısır’a Bir Adalet Köprüsü
Geçtiğimiz yıllarda Bangladeş'in başkenti Dakka'da yaşanan bir olay, bu zihniyet farkını yeniden bilincime kazıdı: İslamcı bir örgüt, Yüksek Mahkeme önündeki Adalet Tanrıçası Themis heykelinin kaldırılması için gösteriler düzenledi. Sonunda, elinde adaletin terazisini tutan o heykel, bir gece yarısı vinçlerle söküldü.Şimdi bu haberi aklımızın bir köşesinde tutarak, MÖ 5000 yılına, kadim Mısır’a gidelim. Piramit duvarlarından, lahitlerden ve papirüslerden derlenen **"Ölüler Kitabı"**nın sayfalarını aralayalım. O günün ahlak anlayışıyla bugünkünü kıyaslayalım.
Eski Mısır'da ruhun kaderi, ölülerin yargıcı Osiris'in mahkemesinde belirlenirdi. Osiris tahtında oturur; önündeki terazinin bir kefesinde hakikati temsil eden bir devekuşu tüyü, diğerinde ise kişinin yaşam kaydı olan kalbi dururdu. Kişi, ölmeden önceki yaşamını şu sözlerle savunurdu:
"Hiç kimseye kötülük etmedim. Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim. Kimseyi gücünün üzerinde çalıştırmadım. Benim yüzümden kimse korku duymadı, yoksulluk çekmedi. Kölelere kötü muamele etmedim. Kimseyi aç bırakmadım, kimseye gözyaşı döktürmedim. Kimseyi öldürmedim ve cinayet emri vermedim. Kimseye yalan söylemedim. Zina etmedim. Yiyecekleri eksik ya da pahalı satmadım. Terazinin dirhemine elimi basmadım, hile yapmadım. Süt çocuklarının ağzından sütü uzaklaştırmadım. Ben temizim, temizim, temizim..."
Eğer tüy kalpten ağır gelirse, ruh huzura kavuşurdu; aksi halde kişi "ikinci kez" ölür ve yokluğa mahkum edilirdi. Görülüyor ki ahlaklı bir yaşam, tek tanrılı dinlerin icadı değil, pagan inanışlarının temel taşıydı.
Sonuç: Kim Daha Uygar?
Şimdi günümüzün etik kurallarını ve modern toplumun halini düşünün. Sonra bu metni tekrar okuyun. Sizce bugün Osiris'in mahkemesine çıksak, modern insanın yüzde kaçı o teraziden aklanarak çıkabilir?
Belki de "ilkel" dediğimiz o insanlar, doğaya ve insana karşı bizden çok daha "medeni" bir sorumluluk hissediyorlardı.
Yararlanılan Kaynak: Düşünce Tarihi, Orhan Hançerlioğlu, Remzi Kitabevi.


Yorumlar
Yorum Gönder