Modern dünyanın ailede, okulda ve iş yerinde bize fısıldadığı en güçlü söylem şu: “Başarılı olmak istiyorsan, diğerlerinden daha iyi olmalısın.” İlk bakışta masum, hatta motive edici görünen bu cümle; aslında hayatın her hücresine sızan derin bir rekabet kültürünün özeti. Bu kültür sadece eğitim sistemiyle sınırlı kalmıyor; iş hayatından sosyal ilişkilere, ekonomiden bireysel psikolojiye kadar uzanan geniş bir alanda insanı insana yabancılaştıran bir düzen inşa ediyor. Eğitimle başlayan bu süreçte çocuklara, birlikte başarmanın değil, "tek başına" öne çıkmanın kutsal olduğu öğretiliyor. Dayanışma bir kenara itilirken, yardımlaşma neredeyse bir “zayıflık” gibi algılanıyor. Ancak asıl tehlike, bu zihniyetin okul duvarlarını aşarak bireyin tüm yaşamını belirleyen bir dünya görüşüne dönüşmesidir. Gündelik yaşamda bunun somut yansımalarını her an görüyoruz: İş Hayatında: Ortak hedef için çalışan ekip arkadaşları, birbirinin açığını kollayan rakiplere dönüşüyor. Bilgi ...