Tarih tekerrür ediyor: Dünya devasa bir eşikten geçerken, toplumun %90’ı her zamanki o derin uyuşukluğuyla olup biteni sadece seyrediyor. Biraz "kafası çalışan" herkes yapay zekânın gelir paylaşımını, çalışanları nasıl yerle bir edeceğini tartışırken; kitlelerin büyük çoğunluğu bu teknolojiyi akşam yemeği tarifi sormak, burç yorumu okumak, sohbet geresinimlerini karşılamak ya da fotoğraflarını düzeltmek için kullanıyor. İnsanlık, kendi geleceğinin anahtarını elinde tutan bu gücü magazinleştirerek tüketirken, arka planda mülkiyetin ve emeğin tanımı sonsuza dek değişiyor. Yapay zekâ tartışmaları iki uçurumun arasında sıkışmış durumda: Bir tarafta teknolojik bir cennet vaat eden "mucize" anlatıları, diğer tarafta ise robotların işimizi elimizden alacağı "felaket" senaryoları. Oysa asıl mesele ne mucize ne de felaket. Asıl mesele: Mülkiyet. Siz bu değişimin neresindesiniz? Seyirci koltuğunda mı, yoksa masada mı? 1. Sorun Algoritmalar Değil, Tapu Kayıtlar...