Türkiye’de Yükselen Bir Çelişki: Cinselliğin Yozlaşması ve Doyumsuzluk Son yıllarda Türkiye’de, 1968’lerde Batı’da ortaya çıkan cinsel özgürlük hareketlerini andıran bir yaşam biçimi hızla yayılıyor. Ancak bu yönelim, Batı’daki tarihsel bağlamından bütünüyle kopuk. Ne çocuklukta bastırılan cinselliğin yarattığı patolojiyi aşma iradesi var, ne kadın ve erkeğin toplumsal rollerini yeniden düşünme çabası, ne de evlilik kurumunu eleştirel biçimde sorgulayan bir bilinç. Aksine, bu eğilim gizlilik, ikiyüzlülük ve yalan üzerine kurulu yeni bir yozlaşmayı temsil ediyor. Batı’dan kopyalanan fakat içselleştirilmeyen bu anlayış, cinsel hazzı insanî varoluşun tek amacı haline getiren bir tür “Orta Doğu tipi hedonizm” üretiyor. “Bilim ve teknolojiyi alalım ama kültür, sanat ve yaşam tarzı Batı’da kalsın” anlayışının, bu kez cinselliğe uyarlanmış bir versiyonu bu. Özetle zihniyet şu: “Eşim, kızım, annem kimseyle birlikte olmasın; ama ben başkalarının eşleriyle, kızlarıyla birlikte olayım. Ev...