Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yapay Zeka

İnsanlar çoğunlukla yöneticilerin aldığı kararların ardında bir uzmanlık ve sağduyu bulunduğunu varsayarlar. Arkasına takıldıkları liderlerin mantıkla analiz eden, akılcı seçimler yapan “rasyonel” kişiler olduğunu düşünürler. Oysa, bilimsel bulgular insan beyninin yeni bir durumla karşılaştığında somut verilerle mantığı eşzamanlı kullanmak yerine geçmiş duygusal ve fiziki deneyimlerine, yargılarına göre karar verdiğini ortaya koyuyor. Yani, insan beyni seçenekleri sırala, hedefleri tanımla ve her bir hedefe hangi seçeneğin uyacağını belirle şeklinde bir işleyişle çalışmıyor. Demek ki, yönetenlerin kararlarının ardında anın nesnel gerçekliğinden çok geçmişe ait duygusal etkileşimlerin, bilince kazınmış şablonların etkisi var.   Bulgular kaçınılmaz olarak aklımıza, ''Bu işleyişle karar alan; duygularının, geçmişinin, arzularının , özseviciliğinin etkisindeki bir varlık hemcinslerini  yönetebilir mi? '' sorusunu getiriyor. Bugün, elimizde, insanın diğer insanları yönet...

Helin Palandöken

Helin Palandöken, henüz 17 yaşında sokak ortasında bir cani tarafından vurularak katledilen pırıl pırıl bir genç.  Bu cinayetin son olmadığını bilmek en az Helin'in trajedisi kadar yürek dağlayıcı. Evet, maalesef, bu cinayet son değil, çünkü  tıpkı tecavüz, taciz olaylarında olduğu gibi bu kez de nedenler halının altına süpürülecek, herkes sonuca yani fail ve mağdura odaklanacak. Cinayetlerin gerçek faili ve azmettiricisi olan kültürel, ailevi, sosyal nedenler gözlerden kaçırılacak. Kadını seçim yapma iradesinden yoksun ikinci sınıf bir varlık olarak içselleştirmiş anne babaların bu cinayetlerdeki sorumlulukları tartışılmayacak. Kadını, sahip olunabilir, satın alınabilir, elde tutulabilir bir nesneye indirgeyen toplumsal anlayış sorgulanmayacak... Ve bir ay sonra kimse Helin'i  anımsamayacak. İradeleri dışında potansiyel katil, tacizci ya da tecavüzcü olarak yetiştirilenler aramızda dolaşmaya devam edecek. Ancak, u nutmamalıyız ki, bu trajedideki sorumluluğumuz...

Kadın

Kadınlar, bir erkek projesi olan demokrasinin devlet aygıtlarına uyarlanması sürecine ne yazık ki çok geç katılabildi. Bu mücadele, seçme ve seçilme hakkı, yasalar önünde eşitlik gibi bazı temel kazanımlara öncülük etti. Ancak bu kazanımlar, kadınların toplumsal karar alma süreçlerine ve kamu yönetimine erkeklerle eşit şartlarda katılımını sağlamaktan uzak kaldı. 1968 hareketiyle gelen ikinci özgürlük dalgası, toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden tanımlanmasını talep etti. Bu harekette, tarihte ilk kez kadınlar cinselliğin ve devrimin dilini kullanıyordu. Hareketin temel talepleri; kürtaja serbestlik, cinsellikte kadın-erkek eşitliği, doğum kontrolü özgürlüğü, aileden bağımsız karar alma hakkı, eşit işe eşit ücret ve ekonomik bağımsızlık idi. Ancak bu mücadele de kürtaja ve cinsellik özgürlüğüne (ki bu kısmen bir erkek projesiydi) dair bazı kazanımlar dışında kadının toplumsal ve ekonomik konumunda radikal bir değişiklik yaratmadı. Oysa kadınlar, kaba kuvvetin belirleyici olduğu, so...