Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hodri Meydan

Siz, isimlerinizin dillerde dolaşmasından haz duyanlar. Siz, kof itibara önem atfedenler. Siz, önünüzde eğilip bükülenlerle, ceket ilikleyenlerle kibrini okşayanlar... Haklısınız, isimleriniz ve eylemleriniz tam da düşündüğünüz gibi dillerden düşmüyor. Sürekli konuşuluyorsunuz. Ancak bilmelisiniz ki bu sohbetlerin konuları hiç de aklınızdan geçenler değil. Çalışanlarınız umduğunuzun aksine size ne minnet ne saygı duyuyor ne de övgüler düzüyorlar. Herkes tumturaklı söylemlerinizle yönetim anlayışınız arasındaki tutarsızlığın farkında. Belki haberiniz yok, belki de bilmezden geliyorsunuz, ancak dışarıdan bakıldığında göz kamaştıran organizasyonlarınız içten içe çürüyor, yozlaşıyor. Çalışanlarınızın yaratıcılığı ve yaşam enerjisi, makam ve güç sahibi yaptığınız bilgisiz yöneticilerin dar görüşlü yaklaşımlarında yok ediliyor. Biliyorum, kavrayamıyorsunuz. Ancak çalışanlarınızın istemleri son derece yalın ve insanca. Onların beklentisi, sandığınız gibi şirket partilerinde sahte sevecenli...

ANAYASA UYMAK BİR KEYFİYET DEĞİL ZORUNLULUKTUR:

Doğal hukuk, hakkın doğadan alındığını, bağlayıcı ve evrensel ahlaki standartları bulunduğunu savunan hukuk felsefesinin adıdır. Tabii hukuk veya  ideal hukuk olarak da adlandırılan  doğal hukuk,  insanın doğuştan sahip olduğu haklarla ilgiliydi. Eski dönemlerde bu haklar doğal olarak ayarlanmıştı dolayısıyla herkesin ve her şeyin üzerinde geçerliğe sahipti.  Zamanın akışı içinde kentlerde toplu yaşamın sağladığı avantajlar ön plana çıktıkça insanların doğal durumdan çıkmaları, siyasi bir topluluk içinde yaşamaları bir zorunluluğa dönüştü.  Thomas Hobbes  doğal durumdan çıkmanın anahtarını bir yönetim kurmak üzere diğer insanlarla ahit yapmak olarak tanımlar. Jean-Jacques Rousseau toplumu oluşturan kişiler arasında yapılan yazılı ya da sözlü bu anlaşmayı Toplum Sözleşmesi betimlemesiyle vurgulamıştır. Bugün anayasa olarak betimlenen toplum sözleşmesi: insanların bir arada, düzen içinde yaşamak adına, doğadan gelen haklarını, kişisel özgürlüklerini g...

İşsizlik

Çalışan insan nesneyi dönüştürürken, doğayı biçimlendirirken eşzamanlı olarak kendi benliğini de inşa eder. Varlığının nesne karşısındaki o muhteşem gücünü duyumsayarak, öznelleşir, bireyselleşir. Öyle ki, insan mekân ve zaman içindeki varoluşunu ancak çalışıp edimde bulunarak kendine kanıtlayabilir. Bu bağlamda çalışmak insan bilincini oluşturan temel itki, insanı insan kılan temel edimdir. Aynı zamanda iş, insanı toplumsallaştıran en etkili araçtır. Toplum bireyin topluma aidiyetini ona verdiği görevle olumlar. Yaşadığı toplumun bir üyesi olarak bireyin, toplumun yarattığı değerden payını talep etme hakkı, toplumun da o insanın talep ettiği paya karşılık gelen bir çalışmayı teklif etme sorumluluğu vardır. Dolayısıyla çalışma hakkıyla, görev ve yurttaşlık olguları birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirilemez. İşte tam bu nedenlerle iş kavramı sadece çalışma yaşamı içinde bilfiil yer alanları değil tüm toplumun sorumluluk alanına girer. Türkiye'nin en büyük sor...