Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hedonizmin Sessiz Yıkımı

Bir zamanlar insanlar yollara düşerdi; kimi bir aşkı unutmak, kimi kendini yeniden bulmak için... Yolculuk, dış dünyadan çok içe yapılan bir arayıştı. Doğasından koparılmış insanın, doğayla yeniden bütünleşme çabasıydı bu. Dönüşmeye, sorgulamaya, öğrenmeye dair bir niyet... Peki ya şimdi? Mutluluğun tüketimle özdeşleştiği, yaşamın amacının hazla tanımlandığı bu çağda yolculuk artık bir içsel keşif değil; bir fetih, bir tüketim seferine dönüştü. Bugün turizm, çoğunlukla “dinlenmek”, “yeni yerler görmek” ya da “kültürel zenginliklerle buluşmak” gibi masum kavramlarla pazarlanıyor. Ancak dikkatle bakıldığında, modern turizmin ardında daha karanlık bir dinamik yatıyor: Mutluluğun tüketimle, yaşamın hedonizmle tanımlanması. Turizm sektörü doğayı metalaştırıyor. Ormanlar, sahiller, tarihi yapılar yalnızca “turist çeksin” diye şekillendiriliyor. Yerel halk kendi topraklarında hizmetkâr konumuna indirgeniyor. Geleneksel yaşam biçimleri, özgün kültürler birer “gösteri”ye, tüketilece...