Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BU KADAR SINAV NEDEN?

Bertell Ollman Diyalektik Soruşturmalar kitabında sınavlar ve sınava girme konusundaki yanlış varsayım ve kanaatleri şu şekilde sıralar: '' Sınavlar eğitimin zorunlu bir parçasıdır.  Sınavlar tarafsızdır, öğrencilerin ne kadar bilgili ne kadar zeki olduklarının göstergesidir. Bütün öğrenciler sınavlarda eşit başarı şansına sahiptir. Sınavlarda çocukların yaşam koşullarındaki büyük farklılıklar çocukların performanslarını ancak ihmal edilebilir düzeyde etkiler. Sınavlar ve özellikle de sınav korkusu öğrencileri ders içi sorumluluklarını yerine getirmeye motive etmek için zorunludur. Toplumsal  ve psikolojik bağlamda sınavlar kimseye zarar vermez...'' Oysa, gerçek yukarıdaki varsayımlardan çok farklıdır. Öyle ki, sınavlar öğrencileri herkesin çalışarak istediğini elde edeceğine, başarı ölçütlerinin tüm insanlar için nesnel ve adil olduğuna ve herkesin hak ettiğini aldığına inandırılırlar. Ve çocuklar büyüdükçe kökten yanlış bu yargıları kendi başarısızlıklarını da ...

Kayırmacılık (Nepotizm)

Nepotizm: Bir Toplumun Felaketi Fox TV'de yayımlanan bir araştırmaya göre, Türkiye'de eşi, dostu, akrabayı işe alma oranı %79. Bu çarpıcı veri, yönetsel kalitesizliğin ve yolsuzluğun en verimli toprağı olan kayırmacılığın ulaştığı boyutları göstermesi açısından son derece önemli. Zira insanlar, yakın çevrelerini dahi biraz dikkatle irdelediklerinde bu kepazeliğin boyutlarını rahatlıkla gözlemleyebiliyorlar. Profesyonel yöneticiler, patronların şirketlerini adeta aile çiftliklerine dönüştürmesine göz yummanın ödülünü, emekli olduktan sonra ya da hala iş başındayken, çocuklarını çalıştıkları kuruma yerleştirerek alıyorlar. Öyle ki, emekli olduğu kuruma iki oğlunu birden yerleştirecek kadar pervasız yöneticiler var. Siyasetçiler ve bürokratlar ise personel alım sınavlarının sorularını çalıp, sınavla kazanılması gereken pozisyonlara akraba ve yandaş atayacak kadar çılgın bir düzene imza atıyorlar. Kamu kurum ve kuruluşları, liyakatsizlik sultasının istilası altında. Bu durum serm...

Neden Yaratamıyoruz?

Hiç unutmam, yıllar önceydi. Henüz orta düzey bir yöneticiydim. O dönemde pek bilinmeyen, ancak günümüzde hızlı tüketim malları sektöründe tüm şirketlerce kullanılan bir satış sisteminin sunumunu yapmak üzere şirket merkezindeki toplantıdaydım. Organizasyonun anılıp şanlı tepe yönetimi, uzun bir toplantı masanın etrafına dizilmişti. Heyecandan titriyordum. Aslında ne bir buluş yapmış ne de yeni bir şey yaratmıştım: Önereceğim sistem zaten Batılı şirketlerde kullanılan bir yaklaşımdı. Henüz sistemin ana hatlarını anlatmaya başlamıştım ki, ortalık birden karıştı. Kelli felli yöneticiler hep bir ağızdan bağrışıp tartışıyor, kimi beni şirketi batıracak bir öneri yapmakla itham ediyor, kimi ise sadece "Olmaz, olmaz!" diye bağırıyordu. Yaratıcılığın Değeri Google sadece 25 yıl önce kurulmuş bir şirket. Apple'ın tarihi daha eskiye dayansa da, bugünkü güçlü konumunu son 20 yılda sergilediği yenilikçiliğe borçlu. Google’ın piyasa değeri 1,2 trilyon dolar, Apple'ın ise 2 t...