Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2016 Türkiye'sinde Bir Günden 4 Haber;

1 ) Epilasyon dinimize aykırı’ diye bağırdı, silahla dört kişiyi yaraladı: Bir epilasyon merkezine ait tanıtım broşürünü dağıtmak isteyenlerle sokaktaki çay ocağında oturan bir grup arasında tartışma çıktı. Görgü tanıklarına göre, tartışmanın büyümesiyle gruptakilerden biri silahını çekti ve “Bunlar dinimize aykırı. Bunları dağıtmayın, bizi rahatsız etmeyin” diye bağırdı. Daha sonra da rastgele dört el ateş etti. 2) Buca Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi’nde öğrencilere izletilen National Geographic’in ‘Cosmos’ belgeselini izleten tarih öğretmeni Kahraman Kepenkçi, belgesel ‘İslam’a aykırı’ olduğu gerekçesiyle şikayet edildi:  Başbakanlık İletişim Merkezi aracılığıyla yapılan şikayette, “Buca Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi tarih öğretmeni, Cosmos adlı ateizm görüşünü dikteleyen varoluşu tamamı ile Darwin’ci teori ile İslam’a aykırı belgeseli birçok dersinde öğrencilere izlettirmiştir. Yüzde 97’si Müslüman olan bu ülkede bu davranışın gereğinin yapılmasını arz ederim”...

Türkiye'de Kentleşme ve Sözde Seçkinler

Yıl 1980. Türkiye nüfusunun %56'sı kırsalda % 44'ü kentlerde yaşıyor. Dış baskıların paralelinde 12 Eylül Darbesi sonrasında tarımın devlet eliyle çökertilmesiyle birlikte, köylerde yaşayan on milyonlarca insan adeta zorunlu göçe tabi tutuldu. Türkiye'nin demografik yapısı yakın tarihte hiçbir ülkede eşi benzeri görülmemiş bir   hızla değiştirildi. Bir sömürge ekonomisi yaratmak uğruna toplumun geleneksel dokusu tamamen parçalandı. Üretimsizleştirilmiş yardıma muhtaç köylüler büyük kentlerin varoşlarına sığınmak zorunda bırakıldılar: Bu insanlar;   ''piyasa'' ekonomisine uyum sağlamaya, sefalet içinde yaşamaya yeten bir ücret karşılığı çalışmaya ya da işsizliğe zorlandılar.   Neredeyse tüm   toplumsal kesimler çok önemli kültürel, sosyal, ekonomik sonuçlar doğuracak bu toplumsal keşmekeşi bilinçli bir kayıtsızlıkla seyretti. Çünkü büyük kentlerin yeni sakinleri; sermaye için ucuz işgücü, siyasetçiler için oy, tarikatlar için mürit demekti. Süreç...

Sevgi nerede...

Cemaatler Siyaset ve İşdünyası

FETÖ soruşturması çerçevesinde yüzlerce şirket, holding soruşturuluyor. İşinsanı kılığına girmiş sahte girişimciler darbeci  terör örgütüne mali yardım sağlama, üye olma suçlamasıyla gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Siyaset, cemaat, iş dünyası  üçgenindeki kirli ilişkiler bir bir ortaya saçılıyor. Aslında tanıklık ettiğimiz Osmanlıdan günümüze süregelen bir geleneğin dışa vurumundan başka bir şey değil. Öyle ki,  bugün, faaliyet gösteren birçok holdingin mevcut konumunu ürettikleri mal ve hizmetlerden, geliştirdikleri teknolojiden ziyade devlet kurumlarının kapalı kapıları ardında kurulan ilişkilere borçlu olduğu bilinen bir gerçek. (Tek parti dönemi vurguncuları, Demokrat parti, Adalet Partisi ANAP, AKP zenginleri...) Yıllardır, kamu ve özel sektörde  liyakat ve başarıyı dışlayan ''ilişki yönetimi''nin temel belirleyici olduğu bir anlayış egemen. Dolayısıyla Türkiye'de sermayenin ilişkiyle biriktirilmesi, işin aşın eşin ilişkiyle bulunması, konum ve saygınlığın...

BU KADAR SINAV NEDEN?

Bertell Ollman Diyalektik Soruşturmalar kitabında sınavlar ve sınava girme konusundaki yanlış varsayım ve kanaatleri şu şekilde sıralar: '' Sınavlar eğitimin zorunlu bir parçasıdır.  Sınavlar tarafsızdır, öğrencilerin ne kadar bilgili ne kadar zeki olduklarının göstergesidir. Bütün öğrenciler sınavlarda eşit başarı şansına sahiptir. Sınavlarda çocukların yaşam koşullarındaki büyük farklılıklar çocukların performanslarını ancak ihmal edilebilir düzeyde etkiler. Sınavlar ve özellikle de sınav korkusu öğrencileri ders içi sorumluluklarını yerine getirmeye motive etmek için zorunludur. Toplumsal  ve psikolojik bağlamda sınavlar kimseye zarar vermez...'' Oysa, gerçek yukarıdaki varsayımlardan çok farklıdır. Öyle ki, sınavlar öğrencileri herkesin çalışarak istediğini elde edeceğine, başarı ölçütlerinin tüm insanlar için nesnel ve adil olduğuna ve herkesin hak ettiğini aldığına inandırılırlar. Ve çocuklar büyüdükçe kökten yanlış bu yargıları kendi başarısızlıklarını da ...

Kayırmacılık (Nepotizm)

Nepotizm: Bir Toplumun Felaketi Fox TV'de yayımlanan bir araştırmaya göre, Türkiye'de eşi, dostu, akrabayı işe alma oranı %79. Bu çarpıcı veri, yönetsel kalitesizliğin ve yolsuzluğun en verimli toprağı olan kayırmacılığın ulaştığı boyutları göstermesi açısından son derece önemli. Zira insanlar, yakın çevrelerini dahi biraz dikkatle irdelediklerinde bu kepazeliğin boyutlarını rahatlıkla gözlemleyebiliyorlar. Profesyonel yöneticiler, patronların şirketlerini adeta aile çiftliklerine dönüştürmesine göz yummanın ödülünü, emekli olduktan sonra ya da hala iş başındayken, çocuklarını çalıştıkları kuruma yerleştirerek alıyorlar. Öyle ki, emekli olduğu kuruma iki oğlunu birden yerleştirecek kadar pervasız yöneticiler var. Siyasetçiler ve bürokratlar ise personel alım sınavlarının sorularını çalıp, sınavla kazanılması gereken pozisyonlara akraba ve yandaş atayacak kadar çılgın bir düzene imza atıyorlar. Kamu kurum ve kuruluşları, liyakatsizlik sultasının istilası altında. Bu durum serm...

Neden Yaratamıyoruz?

Hiç unutmam, yıllar önceydi. Henüz orta düzey bir yöneticiydim. O dönemde pek bilinmeyen, ancak günümüzde hızlı tüketim malları sektöründe tüm şirketlerce kullanılan bir satış sisteminin sunumunu yapmak üzere şirket merkezindeki toplantıdaydım. Organizasyonun anılıp şanlı tepe yönetimi, uzun bir toplantı masanın etrafına dizilmişti. Heyecandan titriyordum. Aslında ne bir buluş yapmış ne de yeni bir şey yaratmıştım: Önereceğim sistem zaten Batılı şirketlerde kullanılan bir yaklaşımdı. Henüz sistemin ana hatlarını anlatmaya başlamıştım ki, ortalık birden karıştı. Kelli felli yöneticiler hep bir ağızdan bağrışıp tartışıyor, kimi beni şirketi batıracak bir öneri yapmakla itham ediyor, kimi ise sadece "Olmaz, olmaz!" diye bağırıyordu. Yaratıcılığın Değeri Google sadece 25 yıl önce kurulmuş bir şirket. Apple'ın tarihi daha eskiye dayansa da, bugünkü güçlü konumunu son 20 yılda sergilediği yenilikçiliğe borçlu. Google’ın piyasa değeri 1,2 trilyon dolar, Apple'ın ise 2 t...