Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu İstifa Etmelisiniz (2)

Partisini bir yıl önce kurmuş, siyasette değişim diyerek daha dün yola çıkmış, 39 yaşındaki bir siyaset adamı, Emmanuel Macron Fransa'da başkanlık koltuğuna oturacak. Fransa'da bunlar yaşanırken, biz yılardır iktidara gelme olasılığı bulunmayan siyasi bir ''lider''den medet umuyoruz. Siyasi yaşamında başarısı bulunmayan, girdiği her seçimi kaybetmiş Kılıçdaroğlu 10 milyonların yıllarca çektiği kahrı hiçe sayan bir pişkinlikle koltuğunda oturuyor. O, koltuğunda otururken; onun başarısızlığının bedelini gençler, gazeteciler, akademisyenler ödüyor.   Milyonlar bedel öderken CHP'nin tabanı tavanı, milletvekilleri belediye başkanları, delegeleri üyeleri yönetme ve liderlik etme yetkinliğinden yoksun Kemal Kılıçdaroğlu'nu içlerine nasıl sindirebiliyor? Haklı olarak iktidarın liyakatsizliğinden dem vuranlar konu  kendi liderinin liyakatsizliğine geldiğinde neden hem kör hem sağırlar? Öyle ki, lider varsaydıkları kişi, adeta ''dil düşünceyi, düşünc...

Referandum Sonucu Meşru mu?

Plebisit, belli bir dönemde iktidarı fiilen ellerinde bulunduranların, hazırladıkları anayasa taslağını, bir tartışma ortamı yaratmaksızın, blok halinde ‘evet’ ya da ‘hayır’ ile sonuçlanabilecek bir halkoylamasına sunmalarıdır. Görüldüğü gibi plebisit, temelinde bir halkoylamasıdır. Bu nedenle, plebisit ile referandumun birbirinden özenle ayrılması gerekir. Referandum ile plebisit arasında, genellikle kabul edildiği üzere şu farklar vardır: Referandumda bir ‘sorun’, plebisitte ise bir ‘adam’ söz konusudur. Birincisinde bir metin oylanır; ikincisinde ise bir isim. Referandum ile plebisit arasında bir diğer fark ise, demokratiklik bakımından ortaya çıkmaktadır. Referandum, demokratik bir usuldür: Halk etkendir, öznedir; oylanılacak kararın alınma sürecinin başından sonuna katılır. Plebisit ise, anti-demokratik bir usuldür: Halk edilgendir, nesnedir; karar alma sürecinin sadece sonuna katılır. Referandumun yapılmasını isteyen, halkın seçtiği temsilcilerdir. Oylanan şey ise, halkın tems...

Altay Tankı

Bir süre önce, medyada yer alan yerli tank üretimiyle ilgili haber önemi kadar gündemde yer bulmadı ve tartışılmadı.  Gövdesi Güney Kore'den alınan destekle özel bir şirket tarafından geliştirilen yerli tankın motor işi bir Kamu İktisadi Teşebbüsü tarafından üstlenilmiş. Gelgelelim söz konusu şirket tank motorunu üretme işinin altından kalkamamış ve Avusturya'dan AVL List GmbH isimli şirketle bir üretim anlaşması yapmış. Ancak, Avusturya Hükumeti Türkiye insan hakları ihlal ediyor iddiasıyla üretici  şirkete yaptığı baskıyla anlaşmayı iptal ettirmiş. Böylece yerli tank motorsuz kalmış...   Düşünün, sanayileşme uğraşlarının başlangıcı 19. Yüzyılın ortalarına, hemen hemen Japonya ile aynı döneme kadar uzanan bir ekonomi ilk motorun icadı üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen tank motoru üretemiyor.  Tankın gövdesini yapmak için ise, çelik sanayisini Türkiye ile aynı yıllarda kuran Güney Kore'nin teknolojik desteğine muhtaç. Keşke, sorun sadece savunma sanayi...

Eğriyle Doğru

Sokrates, Aristotales’in oğlu Glaukon ve öğrencileri yaşlı Kephalos’un evinde doğruluk ve eğrilik üzerinde tartışmaktadır. Glaukon,   konuşmasına yasanın neden çıktığını anlatarak başlar ve eğriyle doğru arasındaki farkları vurgulayarak devam eder:     ''Sen ne saf adamsın koca Sokrates. Şunu anlamalısın ki, doğru adam her işte doğru olmayan adam karşısında kaybeder. Bir doğruyla bir eğri ortak olsa, bu ortaklığın sonunda zararda olan hep doğrudur. Doğru adam çok, eğri adam az vergi verir. Almaya gelince iş tersinedir, doğru adam az eğri adam çok alır.  Bir eğri ile doğru yönetimin başına geçtiler mi, doğru kendini işe adayacağı için evine bile bakamaz duruma gelir. Doğruluğu onun devlet malından faydalanmasına engeldir. Üstelikte de, doğruluğu nedeniyle akrabalarını kayırmak istemeyeceği için akrabalarının nefretini kazanır.  Kötüyü öğrenmenin en kısa yolu, eğriliğin son noktasına kadar gitmektir. Öyle bir eğrilik düşün ki, onu yapanı mutluluğa ulaştırıyor, ...

Ya Ruh Hastasıysa?

Erich Fromm, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri adlı 2 ciltlik eserinde Hitler'in kapsamlı ruh çözümlemesini yaptıktan sonra bu analizin gerekçelerini şöyle açıklar. ''Hitlerin karakteriyle ilgili olarak yaptığım çözümlememin amaçlarından biri; insanların olası Hitler'leri geçek yüzlerini göstermeden önce tanımalarına engel olan yanılgıları ortaya koymaktı. Bu yanılgı, yıkıcı insanın şeytan gibi davranması, hiçbir olumlu niteliklere sahip olmaması, uzaktan bakılınca bile yıkıcılıklarının anlaşılacağı inancından kaynaklanır. Oysa ruhsal çözümlemeler yıkıcı kişilerin genellikle nazik, gönül alıcı, ailesini, çocukları, havanları seven birer kişi kisvesine büründüğünü açıkça ortaya koyar. Onlar genellikle vatanseverlikten, iyilikten söz eden kişilerdir. Gerçekten de, doğuştan ''ahlaksal alıklar'' dışında iyi niyet ve incelikten kesinkes yoksun bir insan yoktur. Bu nedenlerle kötü insanların kolayca tanınabileceğine dayalı varsayım büyük bir risk yaratmak...

Kapitalizm

Kimler yoktu ki aramızda. Adam Smith, John Stuart Mill, Ricardo, Maltus, Jean-Baptiste Say ve  daha niceleri. Yazdıklarımız sadece kütüphaneler doldurmadı; ekonomi biliminin daha önemlisi  kapitalizmin temellerini attı. İngiltere'nin Lancashire şehrinde ete kemiğe büründük. İlk kez bacalarımız orada tüttü.  Savunduğumuz ideolojiyi, bireysellik, sınırlı devlet, piyasa ekonomisi, girişim özgürlüğü ilkeleri  üzerinde temellendirmiştik. Gerçekte, kimsenin özgürlüğüyle, bireyselliğiyle, refahı ve mutluluğuyla ilgili değildik. Tıpkı bugün olduğu gibi o yıllarda da amacımız:  Servet ve  sermaye biriktirmek,  biriken sermayeyi yeni işlere yatırarak saygınlık ve gönencimizi sürdürülebilir kılmaktı. Tüm mesele buydu. Küçük bir azınlığın refahının genelin yararına olduğunu, zenginlerin daha zenginleşerek topluma katkı sağlayacaklarını, bu bencilliğin(bireyselliğin) diğer insanların refahını artıracağını söylemiştik. Bugün,  bu yalan sayesinde, aramızd...

2016 Türkiye'sinde Bir Günden 4 Haber;

1 ) Epilasyon dinimize aykırı’ diye bağırdı, silahla dört kişiyi yaraladı: Bir epilasyon merkezine ait tanıtım broşürünü dağıtmak isteyenlerle sokaktaki çay ocağında oturan bir grup arasında tartışma çıktı. Görgü tanıklarına göre, tartışmanın büyümesiyle gruptakilerden biri silahını çekti ve “Bunlar dinimize aykırı. Bunları dağıtmayın, bizi rahatsız etmeyin” diye bağırdı. Daha sonra da rastgele dört el ateş etti. 2) Buca Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi’nde öğrencilere izletilen National Geographic’in ‘Cosmos’ belgeselini izleten tarih öğretmeni Kahraman Kepenkçi, belgesel ‘İslam’a aykırı’ olduğu gerekçesiyle şikayet edildi:  Başbakanlık İletişim Merkezi aracılığıyla yapılan şikayette, “Buca Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi tarih öğretmeni, Cosmos adlı ateizm görüşünü dikteleyen varoluşu tamamı ile Darwin’ci teori ile İslam’a aykırı belgeseli birçok dersinde öğrencilere izlettirmiştir. Yüzde 97’si Müslüman olan bu ülkede bu davranışın gereğinin yapılmasını arz ederim”...