Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Evrim Teorisi

İtalya, yıl 1630  ''Sen, Galileo, Floransalı merhum Vincenzio Galilei'nin 70 yaşındaki oğlu; güneşin hareketsiz olduğu ve evrenin ortasında yer aldığı ve dünyanın hareket ettiği ve ayrıca kendi çevresinde döndüğünü kabul ettiğin, bu öğretiyi öğrencilerine öğrettiğin, Kopernik'in hipotezini savunarak kutsal metinlerin gerçek anlamı ve yetkesi aleyhinde bazı önermeler eklediğin için , bu kutsal makama şikayet edildin. Yüce Engizisyonun kardinallerinin isteğiyle güneşin durağanlığı ve dünyanın hareket ettiğine ilişkin iki önermen hakkında   Efendimiz İsa Mesih ve onun izzetli annesi Meryem'in kutsal adını anarak karar veriyoruz ki, 1) Güneşin evrenin merkezi ve sabit olduğu önermesi saçmadır. Çünkü felsefi olarak yanlış, biçimsel olarak sapkınlıktır; çünkü kutsal metinlere aykırıdır. , 2)Dünyanın evrenin merkezi ve hareketsiz olmadığı, hareket ettiği, kendi çevresinde döndüğü önermesi de saçmadır. İlahiyat açısından değerlendirildiğinde  hatalıdır. T...

YARIN BENİ HALA SEVECEK MİSİN?

Bu yazıyı,  23 Temmuz 2011'de  Amy Winehouse' ın ölümünün ardından yazmıştım . Altı yıl ne kadar hızlı geçmiş. Biraz değiştirip, düzeltip Blog'a eklemek istedim. Amy Winehouse’un y aşamını yitirmesinin ardından ayyuka çıkan ‘’su testisi su yolunda kırılır’’ tartışmalarının kökeninde;  su yolunda kırılacak bir testiye bile sahip olamamanın kıskançlığının yattığına kuşku yok.   Yermek övmek , beğenmek beğenmemek türü tepkiler nesnel bilgiye, somut verilere dayanıyorsa bir değer taşır. Ancak, üniversite seçimini mezuniyet sonrası alınacak ücrete göre yapan yani kurumsal köleliği içselleştirmiş insanların çağında; özerklik,  aykırılık ve karşıtlığın  kavranamaması  çok normal .  Amy'yi  sıra dışı yaşamı üzerinden  sosyal medyada   eleştirenlere göre o, iyi bir eğitim almalı, ''namuslu'' yaşamalı, önce bir iş sonra bir eş edinmeli ve her ne yapacaksa sıradanın onayını almış bir sosyal düzen içinde yapmalıydı. Gel gelelim, yaşamı ...

Buz Dağı

Neymiş, Antartika'dan,1 trilyon ton ağırlığa sahip olduğu tahmin edilen tarihin en büyük buz dağı kopmuş. Neymiş? 1983-2012 arası, son 1.400 yılın en sıcak 30 yılı olmuş. Neymiş, ABD Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmiş. Neymiş, deniz seviyesi bu yüzyılın sonuna kadar 1.50 metre yükselecek bir çok kıyı kenti sular altında kalacakmış... Siz boş verin bunları! Küresel ısı artarsa evde ofiste açarsınız klimalarınızı serinlersiniz. Varsın, açtığınız klimalar karbon salınımını artırsın, atmosferi daha da ısıtsın. Yine de sıkmayın paşa gönlünüzü. Her derdin bir çözümü var; biraz düşürürsünüz klimalarınızın ısı ayarını bakarsınız keyfinize. Sakın takmayın kafaya şapkadan başka bir şey! Bol bol yiyin, için sevişin. Aksırıncaya tıksırıncaya kadar tüketmeye devam edin. Özelikle de bol bol çocuk yapın. Öyle ya, dokuz milyar olmak varken yedi milyar da neymiş?  Sakın kaygılanmayın aç kalır mıyız diye. Bugüne kadar sizin adınıza düşünenler yine bulurlar bir yolunu. Genetiği değişt...

Haset ve Kıskançlık

Sadece düşünceyle kavrayabileceğimiz olguları elle tutulur, gözle görülür kılma mücadelesiyle sürüyor yaşamımız. Ancak yanlış imgelerle kirletilmiş bilincimiz başarı, sevgi, mutluluk gibi soyut kavramları uzlaşıyla somutlaştırmamıza olanak tanımıyor. Oysa, doğal gelişim döngümüz siyasi, ekonomik özelikle de ailevi kaygılar doğrultusunda mecrasından çıkarılmadıkça içgüdülerin tutsaklığında başlamıyoruz yaşama: Sorgulayarak öğreniyor, bilgiyle kavrıyor, düşünceyle anlamlandırıyor deneyimle içselleştiriyoruz.  Neden varım?  Yaşamın amacı  nedir? Dünyayı kim yarattı?  Bu sorular, gelişim sürecimizin  özgün soruları, aynı zamanda yanıt veren sayısı kadar farklı yanıtlanan sorular. Bilinçli yaratılan bu kakofoni nedeniyle maalesef çok azımız çocukluk dönemini zehirlenmemiş, açık bir bilinçle tamamlıyoruz. Ardından rekabetin, yarışın başarı için ön koşul olduğunu vaazlarıyla geçen eğitim dönemi başlıyor. Spor, eğitim, oyun, zeka, beden, gibi yüzlerc...

Onur Yürüyüşü ve Stonewall Ayaklanması

Dünya tarihi süresince ezilen tüm kesimler gibi LGBT bireyleri de cinsel yönelimlerini özgürce yaşayabilmek için mücadele etmek zorunda kaldılar. LGBT direnişini resmileştiren ve LGBT Onur Yürüyüşlerinin önünü açan olay STONEWALL direnişidir…  Eşcinselliğe karşı düşmanlıkla, korkuyla ve cehaletle dolmuş bir toplumda, barlar dışında geylerin, lezbiyenlerin sosyalleşmek için gidebileceği umumi mekanlar yoktu. Ne var ki, barlar, aynı zamanda gey ve lezbiyenlerin polis ve diğer yetkililerce taciz edildikleri aşağıladıkları yerler anlamına da geliyordu. Stonewall New York'da, karanlık, 2 içki tezgahı bir müzik kutusu bulunan, sokakta yaşayan geylerin, çarka çıkan adamların ve çene çalan lezbiyenlerin bir araya geldiği bir bardı. Musluğu bile bulunmayan  barda bulaşıklar içinde deterjanlı su bulunan bir leğende yıkanıyordu. O dönemde geylere hizmet veren birçok yerde olduğu gibi barın sahibi Şişko Tony mekanın şehir yasalarına ihlal gerekçesiyle kapatılmaması...

Ölüler Kitabı

Putlarda, totemlerde simgeleştirdikleri doğaya taptıkları için yüzyıllarca ilkellikle suçlandılar. Zalim ve yıkıcı yabanıllar olarak nitelendirildiler. Mirasları, mabetleri, mezarları kazma küreklerle, patlayıcılarla talan edildi.    İbadetleri, gelenek ve görenekleri yasaklandı.  Yaşadıkları çağlar, insanların birbirlerinin ırzına, malına, canına kast edenlerin çağları olarak tanıtıldı. Sanki, doğadışı  olgularmış gibi, sanki bugünün sözde uygarları farklı yaşıyormuş gibi  poligamiyle eşcinselikle suçlandılar. Gerçekten de ortak atalarımız  bazı kesimlerin iddia ettiği gibi birbirlerini katleden, komşusunun malına, canına, namusuna göz koyan vahşiler miydi? Bugün her türlü hesabı pagan atalarımızın bulduğu matematikle yapıyor, kitapları onların keşfettiği alfabeyle yazıyorsak. Noelde, sevgililer günününde, cadılar bayramında, hıdrellezde ve daha nice dini ritüelde hala onların tanrılarını yad ediyorsak; bu sorunun yanıtı tabii ki kocaman bir hayır...

Avrupa Faşizmi ve AKP politikaları

1922'nin Ekim ayında Kral III. Vittorio Emanuele tarafından  başbakan olarak atanan Mussolini'nin öncelikli hedefi, politik ve ekonomik muhalefeti bastırarak liberal demokratik kurumları ortadan kaldırmaktı. İktidarı ele geçirdiği dönemde amacına hizmet edecek bir yönteme sahip olmadığından kendi tarzını geliştirmek zorunda kaldı. Yeni bir seçim kanunu çıkardı. Demokrasinin en önemli aracı olan seçimi, hazırladığı aday listelerini halka onaylattığı bir plebisite indirgeyerek mecliste çoğunluğu elde etti. Mussolini adım adım ama özellikle 1920 den itibaren güçlü bir diktatörlük kurdu. Ocak 1920'de çıkardığı kanunla, iktidarda kaldığı süre boyunca 100.000 kez başvuracağı, kanun hükmünde kararname (KHK) çıkartma yetkisi aldı.  Mussolini'nin iktidarı döneminde ülkedeki araç sayısının gerekli kılmamasına rağmen Kuzey İtalya'daki şehirler otoyollarla birbirine bağlandı.Yeni demiryolları inşa edildi. Konut seferberliğini baraj inşaatları takip etti. Faşizme özgü bi...