Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İstemem Eksik Olsun

Ya ne yapmak lazımmış? Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi, Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi, Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı? Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı? İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak, Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak Yoksa nazırın yüzü gülecek diye bir an Karşısında takla mı atmak lazım her zaman? İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli? Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim? Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim? İstemem eksik olsun! Tazıya tut, tavşana Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi? İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda, Marifet şii’re koyup kameri, yıldızları, Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları? İstemem eksik olsun! Yahut şan olsun diye, Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye Şiir mecmuası mı bastırmalı?  İstemem eksik olsun! Acaba bulup...

Homongolus

O, s orgulamadan içselleştirdiğini düşünmeden fikirleştirdiğini fütursuzca dayatandır. O, inandıklarına inanmayanı taptıklarına tapmayanı düşman belleyendir. O, düşünceyle eylem arasındaki etkileşimi kavrayamadığı için asla doğrudan eylemin ötesini geçemez, öz benliğini genelin yönelimleri içinde gönüllülükle eritir. O, teknolojiyi kullanarak aydınlandığına inanır ama gerçekte bilgiden korktuğu kadar hiç bir şeyde korkmaz .  Homongolustur o. Homongolus insandan yaratığa dönüştürülendir Peki, insan neden homongolusa  dönüştürülür? Dönüştürülür. Çünkü, birileri  insanın geçmişinden, doğasından kopuk bir sürü canlısı olarak yaşamasını ister. Çünkü, birileri güce yaslanmadan ayakta duran, doğruyu, yanlışı nesnel bilgiyle ayrımlayabilen, kararlarını kendi verebilen insanı araçsallaştıramayacaklarını öğrenmiştir. Bu ''birileri'' hiç de sanıldığı gibi güçlü devletler değil. Çünkü etnik kimliklere, din ve mezhep sömürüsüne...

Organizasyonel Yozlaşma

Ülkemizde, yolsuzluk dendiğinde gözler  haklı olarak  kamu kurumlarına, kamu yöneticilerine çevriliyor. Oysa, yolsuzluk özel sektör kuruluşlarında da en az kamuda olduğu kadar yaygın. Öyle ki,   Etik ve İtibar Derneği’nin (TEİD) araştırma şirketi Barem’e gerçekleştirdiği araştırmaya göre özel sektördeki yöneticilerin ve çalışanların neredeyse yüzde70’i özel sektörde yolsuzluğun yaygın olduğuna inanıyor. Söz konusu araştırmada hem  yöneticiler hem çalışanlar etik dışı davranışlar listesinin başına “şirket imkanlarını kişisel amaçlı kullanmayı” koyuyorlar. Orta ve üst düzey yöneticilerin yüzde 45’i, çalışanların yüzde 66’sı en çok karşılaştıkları etik dışı davranışın “Şirket imkanlarını kişisel amaçlı kullanmak” olduğunu düşünüyor...   Peki, şirket olanaklarının kişisel çıkar için kullanmak ne demek? En yalın anlatımıyla, şirket kaynaklarının kişisel önceliklerle amaç dışı kullanımı demek. Örneğin: mali kaynakların etik olmayan yöntemlerle eşe, akrabaya ...

Hayal mi Gerçek mi? İnanın Ben de Bilmiyorum

Bir genel yönetici hayal edin:  Yıllarca  başarısızlığını kanıtlayan sayısız  somut veriyi görmemezlikten gelmiş. Yönettiği insanların karşısına çıkıp  ''Ben sizlerle iletişim kuramadım.'' diyebilmiş. Çeteleşmeye, ahlaksızlığa, organizasyonun  içten içe çürümesine bile isteye göz yummuş; yüzlerce  pırıl pırıl genç insanın işini kaybetmesine neden olmuş. Gelecek umutlarını yitirmiş astlarının çıkar paydaşları bularak haksız çıkar sağlamalarına  göz yummuş.  Organizasyonda olup bitenleri neden sonuç ilişkileri bağlamında değerlendirememiş.   Davranışlarıyla, konuşma biçemiyle, fikirleriyle çalışanları infiale düşürmüş.  Sermaye gücüyle devşirdiği  makama yapışıp kalmış bir genel yönetici... Bir yönetici gurubu (kastı) hayal edin:  Kendilerini  atayanlar dışında herkes liyakatsizliklerine, sapkınlıklarına tanıklık etmiş. Yönetmekten çok nerede ne yiyip içeceğine, kimi becereceğine ve tüm bu pespayelikleri nasıl ...

Öldüren Vergi, ÖTV

Türkiye'de alkol yasaklarıyla ilgili her düzenlemeye anayasanın ''Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden , uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır. ''  hükmü gerekçe yapılır. Oysa biraz Türkçe bilgisine sahip herkesin anlayacağı gibi anayasanın 58'inci maddesi devlete; 18 yaş üstü gençlerin alkol tüketmelerini önleme görevi değil gençleri alkol düşkünlüğünden yani alkolizm'den koruma görevi veriyor. Liberalizmin fikir babalarından John Stuart Mill, 1850'li yıllarda yazdığı Özgürlük Üzerine adlı kitabında ''Devletin insanların alkollü içki satın almasını özelikle olanaksızlaştırmasıyla, alkollü içki içilmesini yasaklaması arasında hiçbir fark yoktur'' der.  Demokratik ülkeler alkol tüketimini bireysel özgürlük alanı olarak nitelendirirken,  Türkiye'de özel tüketim vergisi, anayasanın herkes gücü oranında vergi verir ilkesine aykırı olarak alkol tüke...

ÖTV İle Katliam

Dün sahte içki içen 12 insan yaşamını yitirdi, onlarca insan yoğun bakımda yaşam savaşı veriyor. Kesin olan bir şey varsa bu katliam da tıpkı daha öncekiler gibi unutulup gidecek. Tüm suç sahte içki üretimi yapan fırsatçı birkaç caniye fatura edilecek ve dosya kapatılacak.   Ne var ki, sorun birkaç fırsatçıyı cezalandırmakla geçiştirilecek kadar basit değil. Çünkü bu insanlar bir anlamda ÖTV stratejisinin kurbanları durumunda. Biliyorum!  Birçok insan, bu iddiayı dayanaktan yoksun bulacak;  '' AKP düşmanlığı gözlerini kör etmiş'' diyecek. CHP, MHP, HDP   birkaç muhafazakar oy yitirme kaygısıyla ölümleri yine görmemezlikten gelecekler, susacaklar. Alkol üreten sanayiciler vergi uzmanları, maliyeciler, üniversiteler, akademisyenler, yazılı ve görsel basın yine üç maymunu oynayacak. Ne var ki bütün bu kayıtsızlık ortadaki gerçeği değiştirmiyor: Anayasanın, ''vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır'' h...

Irk Dedikleri

İlk primatların (iki ayağı üzerine dikilebilen canlılar) ortaya çıkmasının üzerinden 55 milyon yıl, ilk insan'ın yeryüzünde belirmesinin üzerinden 5 milyon yıl, Homo Sapienslerin yani günümüz insanının ortaya çıkmasının üzerinden iki yüz bin yıl geçti. Endonezya'nın Sumatra adasında meydana gelen 25 milyon yılın en büyük süper yanardağ patlaması sonrasında yeryüzündeki insan nüfusunun yirmi bine düşmesinin üzerinden ise sadece 70.000 yıl geçti. Ama  biz, bütün insanların kardeş olduğunu, aynı atadan geldiğini, aynı genleri taşıdığını; etnik kimliklerin birer insan icadı olduğunu hala öğrenemedik. İnsanların %99,8 i ortak genler taşır, geriye kalan 0,2 farklı genin yüzde 85'i her etnik grupta bulunur; ırksal farklılıklar bu 0.2 nin sadece %9'unu oluşturur ve bu sadece yüzde 0,012 genetik farklılığa denk gelir. Yani dünya üzerindeki genetik değişkenliğin çok küçük bir oranı geleneksel anlamda ırksal farklılık olarak düşünülenlerle ilgilidir. İnsan kültürle doğma...