Geçen gün kahve ve çay içmek için ara sıra gittiğim Alsancak'taki eski belediye sokağındaki kahvelerden birinde bir arkadaşımla karşılaştım. Çaylar kahveler geldi gitti, laf lafı açtı, konu yeni iletişim teknolojilerine ve bir fotoğraf silme uygulamasına geldi. Bu uygulama, fotoğrafın bütünlüğünü bozmadan kadrajdaki istenmeyen görüntülerin silinmesini sağlıyormuş. Düşünebiliyor musunuz? Artık sadece yaşamımızın bir kesitini paylaştığımız insanlardan değil, aynı kadraja girdiğimiz insanlardan da rahatsızlık duyabiliyoruz. Sezen Aksu'nun en sevdiğim şarkılarından biri "Gidemem" şarkısıdır; "Ben, hiç kimseden gidemem, gitmem. Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir" mısrasının, bizi biz yapanın geçmişimiz olduğunu çok iyi vurguladığını düşüyorum. Peki son yıllarda ne oldu da biz, benliğimizi inşa eden geçmişimizden kaçar olduk? Nedir bizim geçmişimizle ilgili derdimiz? Bir insanın geçmişinden kaçması, kendinden kaçmasıyla özdeş değil mi? Şimdi gelin hep bir...