İnsanlık tarihi boyunca kendimize hep aynı soruyu sorduk: "Ben kimim?" Bir yanda zihnimizin doğuştan "Boş bir Levha" olduğunu ve her şeyin eğitimle, sosyal çevre ve kültürle şekillendiğini savunanlar; diğer yanda her şeyin genlerimizde ve o gizemli "Kolektif Bilinç Dışında" yazılı olduğunu söyleyenler... Bu kadim tartışma, Erich Fromm’un Şükrü Alpagut tarafından Türkçeye kazandırılan İnsanda Yıkıcılığın Kökenleri adlı eserinde en derinlikli analizine ulaşır. Fromm, "içgüdücüler" ile "davranışçılar" arasındaki bu bitmek bilmeyen savaşı detaylarıyla ortaya koyarken, sarsıcı bir gerçeğin altını çizer: İnsandaki gerçek kötülük ve yıkıcılık, doğuştan gelen biyolojik bir miras değil; sosyal ve kültürel koşullar altında sonradan inşa edilen bir "karakter yapısıdır". Yani doğa bizi hayatta kalmaya programlar, ancak dünyayı bir cehenneme çevirme potansiyelini, türdaşlarımıza zulüm etmeyi, suç işlemeyi bize toplum öğretir. Bugü...