Susmalıdır anne babalar! Çocuklarını birer yarış atına, birer uyruğa dönüştürenlere göz yumdukları için susmalıdırlar. Kendilerinden bekleneni, dayatılan bu akıl dışı dünya düzenini sorgulamadan kabul ettikleri, “başarı” diye sunulan safsataları içselleştirdikleri, kayırmacılığın sunaklarında çocuklarını kurban ettikleri için susmalıdırlar.
Susmalıdırlar, çünkü çocuklarına sorgulamadan inanmanın değil, sorgulamadan inanmamanın erdem olduğunu öğretmeyi başaramadılar. Uyruk yetiştirmek ne demek, kuyruk yetiştirmek ne demek anlayabilmek adına eğitim sisteminin nasıl içinin boşaltıldığını, bu sistemin uyruk yetiştirmek için bir araca dönüştürüldüğünü gördükleri halde sessiz kaldılar. Ellerini kavuşturup seyrettiler.
Susmalıdırlar, çünkü okul sonrasında, kendi yaşadıkları karanlık döngüyü çocuklarına miras bırakarak, onların da yaşamlarını özel, tüzel ya da genel kurumların hoyrat ellerine teslim ettiler. O kurumların acımasız koşullarını değiştirmek için kıllarını bile kıpırdatmadılar.
En değerli varlıklarını, bile bile liyakatsiz, hak ve adalet tanımaz, tacizci bir avuç ruh yiyici yöneticinin insafına terk ettiler.
Susmalıdırlar, çünkü yaşanabilir, demokratik bir toplum yaratmak için hiçbir adım atmadılar. Çocuklarının, içinde azap çekerek yaşayacakları bu cehennemin yaratıcıları oldular.
Evet, susmalıdır anne babalar.
Ama o suskunluk öyle derin, öyle etkili bir çığlık olmalı ki taş üstünde taş bırakmayan bir deprem gibi sarsmalı bu düzeni. O suskunluk, utancın ve farkındalığın birleşimiyle, köklerden başlayıp yeni bir düzen kuracak cesareti doğurmalı. Çocuklar için, onların geleceği için, henüz geç değilken, sustukları yerden konuşmaya başlamalılar.

Yorumlar
Yorum Gönder