Susmak kimseye mutluluk getirmiyor, getirmeyecek. Birileri, karşılığı sosyal dışlanma olsa da gerçekleri dillendirmeli. Artık bu tiyatro bitmeli, sahne kapanmalı.
İyi insan, iyi yönetici, iyi anne, iyi baba, kadim dost, duyarlı sevgili, sadık eş... Tüm bu tiyatrolar son bulmalı. Öyle ya, rol yapmak bile asgari bir zekayı, oynanan rolün içselleştirilmesini özelikle de insanlığı gerektiriyor. Kanımca gerçek erdem cesaret, maskesiz sahneye çıkabilmektir.
Sen, şu anda karşımda duran... Biliyor musun, aslında gördüğüm sen değilsin. Olamamışsın ki olmuş gibi yaşıyorsun. Ama şunu bil: Oynamak tutarlılık gerektirir. Eğer iyiyi oynuyorsan, işte de, evde de, sokakta da, restoranda da, yatakta da... Kısası, yaşamanın her anında tutarlılıkla oynamalısın rolünü. Ama bu, çoğu zaman yorucu bir süreçtir, değil mi? İşte bu yüzden, oynamak istemiyorsan başka bir yolu var: Olmalısın. Keşfettiysen olmayı, gerçekten kendin olmayı, kendin olmalısın. O zaman oyun sona erer.
Rol yapmana, çarpıtmalarını, eğip büktüklerini, yalanlarını aklında tutmana gerek kalmaz. Kendin olduğun anda, gerçekliğinin ışığı yüzeye vurur. Güzelliğini saklamana gerek kalmaz, çirkinliklerin bile kabul bulur. Ve belki de ancak o zaman gerçekten sevilirsin, gerçekten anlaşılırsın.
Haydi, cesaret et. Maskeni çıkar. Çünkü belki de dünyanın senin gerçek haline ihtiyacı vardır.

Yorumlar
Yorum Gönder